Rob Preach’in şu sözü beni derinden etkiliyor:
“Eğer duygularımızın o çeyrek sesini dinlemeyi öğrenirsek, bizim için neyin önemli olduğunu bilir ve kendi gerçeğimize uygun seçimler yapabiliriz.”
Hepimiz içimizde sandığımızdan çok daha fazla duygu taşırız. Bazıları sevdiğimiz, bazıları uzak kalmak istediklerimiz, bazıları da anlam veremediğimiz karmaşık hisler. Ve bu duygular sabit değildir — değişir, akar, dönüşür. Bazen büyür, bazen içimizde sessizce bekler.
Ama çoğu zaman onları duymayız bile.
Duygu 90 Saniye Sürer. Hikâye Bir Ömür.
Nörobilim bize çarpıcı bir şey söylüyor: Bir duygunun biyolojik ömrü yalnızca 90 saniyedir. Beden tepki verir, kimyasal süreç başlar ve tamamlanır.
Ama biz bu duyguları yıllarca, bazen ömür boyu taşırız.
Neden?
Çünkü duygu geçer, hikâye kalır. Bedenimiz sakinleşir ama zihin o duyguyu yeniden ve yeniden üretir. Eski bir inanç, eski bir yara, eski bir ses devreye girer — ve biz bugünü değil, o eski kaydı yaşarız.
İşte tam burada şu soru önem kazanır:
Bu duygu gerçekten bana mı ait? Bugünün gerçeğini mi gösteriyor, yoksa geçmişin sesini mi?
Çeyrek Ses Nedir?
Çeyrek ses, duygunun yüksek sesle bağıran kısmı değildir. O kısım zaten kendini duyurur — öfke, korku, çöküş.
Çeyrek ses bunların altındaki ince fısıltıdır.
Sakinleştiğimizde, biraz durduğumuzda, yargısız bir alan açtığımızda duyulan şey. “Bu beni neden bu kadar etkiliyor?” sorusunun gerçek cevabını taşıyan ses.
Çoğu zaman bizi yönlendiren şey duygunun kendisi değil, yıllar önce oluşmuş bir inançtır. Bir şema. Bir çekirdek ses. Ve o ses o kadar tanıdıktır ki artık “ben buyum” sanırız.
Oysa değiliz.
Duygularımızın bize söylediklerini ancak sessizlikte, yargısız bir alan açtığımızda duyabiliriz.
Kendine şunu sorabilirsin:
- Bu duygu gerçekten şu ana mı ait?
- Beni yönlendiren his mi, yoksa eski bir inanç mı?
- Eğer bu duyguyla biraz daha kalabilseydim, ne duyardım?
Cevaplar hemen gelmeyebilir. Ama soru açılınca bir şey değişir. Çeyrek ses duyulmaya başlar.
Ve o ses duyulduğunda, Rob Preach’in dediği olur: Bizim için neyin gerçekten önemli olduğunu biliriz. Kendi gerçeğimize uygun seçimler yapabiliriz.
Barış ve Sevgiyle
Sibel Kavunoğlu