Zihnin Doğası: Bulutlar Geçer, Gökyüzü Kalır

Zihnin ne olduğunu hiç düşündün mü?

Sadece düşünceler değil — düşüncelerin içinde yükseldiği o geniş alan. Sabah gözlerini açtığında henüz hiçbir şey başlamamışken hissettirdiği o sessizlik. Bir an için her şeyin durduğu, nefes alıp verdiğin o boşluk.

İşte asıl mesele orada başlıyor.

Bir aynayı düşün. İçinden binlerce görüntü geçer — güzel olanlar, çirkin olanlar, uzun sürenler, anlık kaybolanlar. Ama ayna hiçbirini tutmaz. Hiçbiri onu kirletemez, çizemez, yoramaz.

Zihin de böyledir.

Düşünceler gelir. Duygular yükselir. Bazen o kadar yoğundur ki gökyüzünü tamamen kapatan bulutlar gibi her şeyi örter. Ama bulutlar ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın — gökyüzüne dokunamazlar.

Sen öfken değilsin. Sen kaygın değilsin. Sen o geçen düşünce değilsin.

Bunlar zihninde yükselen ve geçen misafirlerdir. Zihnin kendisi — açık, boş, dokunulmamış — her zaman orada bekler.

Dzogchen öğretisinde bu açık farkındalık hâline rigpa denir. Kazanılmış bir şey değildir. Ulaşılması gereken bir yer değildir. Düşünceler sustuğunda ortaya çıkmaz — her zaman oradadır, düşüncelerin altında, arkasında, içinde.

Fırtına dinince mavilik ortaya çıkmıyor. Zaten orada.

Biz sadece bulutlara o kadar odaklanırız ki maviliği unuturuz. Kaygı gelir, onu çözmeye çalışırız. Üzüntü gelir, onu bastırırız ya da onunla boğuşuruz. Oysa her ikisi de — kaygı da, üzüntü de — gelip geçen misafirlerdir. Ev onlar değildir.

Durmak Değil, Fark Etmek önemlidir

Zihnini susturmak zorunda değilsin.

Düşünceleri durdurmaya çalışmak, bulutları elle tutmaya benzer — hem yorucu hem imkânsız. Yapılacak şey çok daha basit: düşünceleri durdurmadan, onlara kapılmadan izlemek.

Gelsin. Geçsin.

Ve o geçişlerin arasındaki küçük aralıklarda — sessizliğin zaten orada olduğunu fark etmek.

Bu fark ediş, zihnini değiştirmez. Ama zihnine olan bakışını dönüştürür. Ve o an, düşüncelerle olan ilişkin sonsuza kadar farklılaşır.

Çünkü artık biliyorsun: bulutlar geçer. Gökyüzü kalır.

Barış ve Sevgiyle

 Sibel Kavunoğlu

Kendine Dönüş Yolculuğu

Burada amaç yalnızca iyi hissetmek değil, kendini anlamak, duygularını dönüştürmek ve yaşamla daha derin bir bağ kurmaktır.

 

Benzer Yazılar

Güncel yazılar ve daha fazlası

Bedenin Güvenlik Kapısını Açmak

Sekiz Dünyasal Kaygı: Davranışlarımızı Şekillendiren Görünmez Rüzgârlar

Hissetmeniz Gereken Her Şeyi Hissedin